“Yazmak” meselesi bana göre; insanın kendi hâlini kendince, kendi hâlince aktarma becerisidir. Hâlden hâle geçip giden bir hünerdir, yansımadır. Hissin hissiyâtımdır, “bende olan sende de vardır” düşüncesidir. Bir parçamı bıraktım, “belki sende eksiktir” demenin kuvvetler birliğidir. Anlamlandırmakta zorlandığımız düşüncelerdir, anlatabilme kabiliyetidir. Bir nevi savaştır, çoğu kaçışlarımızın. Sığındığımız bir limandır. Haykıramadıklarımız, sessiz kaldıklarımızdır. Hayatımızın en ince ayrıntısıdır. Yerden göğe yükselen bir bahardır. Eksik yanlarımızdır, tamamlamaya çalıştıklarımızdır. Göğüs gerdiğimiz, mücadelemizdir. Biriktirdiklerimizdir, biriktirdikçe taşan, kendi kabına sığmayandır. Uzunca, bitmek bilmeyen bir yokuştur. Çıkmaya üşendiğimiz dağın zirvesidir. Bir ağacın gölgesidir, feraha kavuşmak için attığımız bir adımdır. İzah etmeye lüzum gördüklerimizdir. İçimizde sakladıklarımızdır, arkaya attıklarımızdır. Geleceğe bakmak için sebep aradığımız, umut ettiğimizdir. Kısacası hayatın merkezinde bulunan, kaçış için yol aradığımız en güzel serüvendir.
Yorum bırakın